Konfederasyonumuz tarafından
kurulan “TİSK Çalışan
Çocuklar Bürosu”na kayıtlı
çocuklar, usta tiyatrocu Ali
Erdoğan ile birlikte bu kez
bir oyunu sahneye koymak
için çalıştılar. Erdoğan’la
sanat yaşamını ve katkıda
bulunduğu sosyal projeleri
konuştuk.
Uzun yıllardır tiyatro
sanatıyla uğraştığınızı,
Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda
skeç yazdığınızı ve oynadığınızı
biliyoruz. Bugün ise kendi
tiyatronuzu kurdunuz. Bize
kısaca tiyatro geçmişinizden
bahseder misiniz?
1983’te
“Ankara Halk Tiyatrosu”nda
profesyonel oldum. 1987’de
İstanbul’a geldim. “Nokta
Tiyatrosu” ve Zeki Alasya-Metin
Akpınar’dan kabare sanatı
üzerine çok şey öğrendiğim
“Devekuşu Kabare Tiyatrosu”nda
çeşitli oyunlarda, irili ufaklı
roller aldım. Bugüne kadar
yirmiden fazla oyunda oynadım.
2001’de kendi topluluğumu,
yani “Kabare Dev Aynası
Tiyatrosu”nu kurdum. Burada
kendi yazıp-yönettiğim “İlişkime
İlişme” (161 kez oynandı),
“Sansasyonun Kadar Konuş”,
“Tıpkısının Aynası” adlı
oyunları sergiledim. İki sezon
oynadığım “Külahıma Anlat” adlı
tek kişilik gösterimi
sergilemeye devam etmekteyim. Bu
gösteriyi İstanbul ve Anadolu’da
elli beş kez oynadım. Şu an da
kabare tarzını ısrarla sürdüren
ve her sezon bir kabare oyunu
sergileyen tek topluluğuz
diyebilirim.
Konfederasyonumuzun 1999
yılında Pendik Sanayi Sitesi’nde
kurduğu “TİSK Çalışan Çocuklar
Bürosu”na kayıtlı çalışan
çocuklara sosyal etkinlikler
kapsamında “tiyatro”
çalıştırdınız ve bu kapsamda
bizlere ve çalışan çocuklara
önemli bir destek verdiniz, size
çok teşekkür ediyoruz. Bu
çalışmalar sırasındaki
izlenimleriniz nelerdir? Çalışan
çocukların performansını nasıl
buldunuz?
Oyunlarımızı yakından takip
eden, tarzımızı seven ve manevi
destek veren dostlarımızdan
biridir değerli Doktor Nezih
Varol. Kendisiyle bir tıp
kongresinde tanışmıştık. Yeri
gelmişken söyleyeyim, tıp
kongrelerinde oyun sergileyen
ender topluluklardan biriyiz.
Nezih Bey sağolsun tiyatromuzu
çok canayakın bulur. Bir gün
kafasındaki projeyi anlattı
bana. Proje, çırak çocuklarla
tiyatro yapmak üzerineydi. Ben
de bu düşünü gerçekleştirme
konusunda ona söz verdim. Önce
gençlerle tanıştım. Onların
isteklerini, heyecanlarını ve en
önemlisi de kararlılıklarını
görünce kolları sıvama kararı
aldık hep birlikte. Önce onlara
“Külahıma Anlat” oyunumu
izlettim. Çok eğlendiklerini
söylediler. “O zaman madem
beğendiniz, sizlerle benim
yaptığım gibi skeçler
çalışacağız” dedim. Bu teklifim
hoşlarına gitti. Önce okuma
provaları yaptık. Ardından
sahneye çıktık. Provalar
sırasında onların heveslerini
kırmamaya çok özen gösterdim.
Yanlışlarını yüzlerine vurup
onları demoralize edecek bir
tavır takınmak yerine; kendi
eksiklerini yine kendileri
tarafından gidermelerini
sağladım. Dolayısıyla onlara bir
hoca, bir oyuncu koçu gibi değil
de ağabeyleri gibi daha açık ve
doğal davrandım. Böylece
kendilerini hiç kasmadılar.
İçlerinde ne varsa ortaya
döktüler... Sıcak bir çalışma
ortamı oluşturduk hep birlikte.
Son derece saygılı, terbiyeli,
disiplinli davrandılar. Bence bu
işi başardılar. Büyük bir medeni
cesaret örneği göstererek
becerilerini ortaya koyup, güven
kazandılar. Kendilerinden sonra
yapılacak bu tarz tiyatral
çalışmaların da yolunu açtılar.
Örnek oldular.
Sizin eğitim içerikli
mesajlar taşıyan skeçler
yazdığınız ve bunları
sergilediğiniz bilinmektedir. Bu
kapsamda ne tür skeçler
hazırladınız ve nerelerde
sundunuz. Ayrıca, bu mesajlara
ilişkin seyircilerden nasıl
tepkiler aldınız?
Tiyatromuz, 2004’te BTC
projesi kapsamında, ham petrol
hattı güzergahı boyunca
(Ceyhan’dan Posof’a kadar)
şantiyelerde işçilere, köylerde
köylülere; “Cinsel Yolla Bulaşan
Hastalıklar” konusunda
eğitici-eğlendirici bir gösteri
sundu. Bu projemiz üç ay sürdü
ve altmıştan fazla oyun
sergiledik. İşçiler, köylüler
hem eğlendiler hem de bu
hastalıklar konusunda bilgi
sahibi oldular. Ayrıca
tiyatromuz; tıp kongrelerinde
yine eğitim amaçlı eğlenceli
oyunlar sergilemeye devam
ediyor. Son projemiz ise; bu yıl
Kadıköy Belediyesi Konuk Evi’nde
barınan ve şiddet gören
kadınların (8 Mart Dünya
Kadınlar Günü’nde) rol aldığı
“Kadın İnsanlığın Anasıdır”
oyunu.
Oyun, ilk olarak Kadıköy
Caddebostan Kültür Merkezi’nde
sergilendi. Sonradan Anadolu’da
turneye bile çıktı. Kadınlar
yaşadıkları şiddeti, “Kol
kırılır, yen içinde kalır”
zihniyetiyle davranmadan
kendileri bizzat sahne üzerine
çıkarak sergilediler. Bu çalışma
Türkiye’de bir ilk... Şu
günlerde Konuk Evi’ndeki
kadınların çocuklarıyla bir de
çocuk oyununu “Bremen
Mızıkacıları”nı çalışıyoruz. O
çocuklar da sahneye çıkıp
anneleri gibi kendilerini
gösterecekler. Bu çalışmalar
şunu gösteriyor ki; insanoğlu
içindeki cevheri her koşulda
ortaya çıkarabilir. Yeter ki ona
ilgi ve şefkat gösterilsin.
Bu sezonda hangi oyunlarla
karşımızda olacaksınız?
Bu sezon “Külahıma Anlat”
oyunuma devam edeceğim. Ayrıca
“Yolumuzu Bulalım” adlı
güldürüyü de yeni sezonda
sergilemeyi düşünüyorum. Tabii,
“Kabare Dev Aynası” olarak
çeşitli projelerle insanlığa
faydalı olmak için tiyatral
destek vermeye devam edeceğiz.
1964’te
Ankara’da doğdu. 1983’te Ankara
Halk Tiyatrosu’nda profesyonel
oldu. 1987’de Nokta
Tiyatrosu’nda, 1991’de Devekuşu
Kabare Tiyatrosu’nda rol aldı.
2001’de kendi tiyatrosu olan
Kabare Dev Aynası Tiyatrosu’nu
kurdu. Televizyon için kaleme
aldığı diziler arasında öne
çıkanları; Hastane, Yasemince,
Zeki-Metince, Başka İstanbul
Yok, Bizden Söylemesi yer
alıyor. Ayrıca Sahibinden Az
Kullanılmış Yürek (Şiir-Ada
Müzik Yayınları), Bildiğin Gibi
Değil (Mizah-Papirüs Yayınları),
Bırak Bu Uyakları (Şiir-Kabare
Dev Aynası Yayınları), Yolumuzu
Bulalım (Oyun- Kabare Dev Aynası
Yayınları), Sütunumun Kenarı
(Mizah-Say Yayınları) adlı altı
adet kitabı bulunuyor.